Yukarı Çık
Etkinlik Formu

İyi ki Üsküdar Var! | Üsküdar’ın Zengin Tarihine Yolculuk

Üsküdar’ın Zengin Tarihine Yolculuk:
3 MEKAN 1 İYİLİK


İyi Ki Üsküdar Var! platformunun hayata geçirdiği 3 Mekan 1 İyilik Gezisi yeni rotalarıyla yine büyük ilgi gördü. Şehri yeniden keşfetmek ve ona başka gözle bakmak isteyenler için düzenlenen gezilerin sonuncusu 26 Kasım Pazar günü Üsküdarlıların katılımıyla gerçekleştirildi.


Eğlenceli gezi programı yola çıkan katılımcılar önce Bağlarbaşı’ndaki Nev Mekan’da lezzetli kahvaltıda buluştu. Keyifle geçen kahvaltının ardından katılımcılar, Üsküdarlı rehberler Selin, Eda ve Adnan Mordeniz ailesiyle birlikte tur otobüsünde yerlerini aldı. Neşeli yol şarkılarıyla başlayan gezinin ilk durağı Mihrimah Sultan Cami oldu. Rehber Selin Mordeniz, caminin mimarisi, sanatsal özellikleri ve detayları hakkında Üsküdarlıları bilgilendirdi. Ayrıca, Eda ve Selin Mordeniz, Mihrimah merdivenlerinde Üsküdar için özel besteledikleri şarkıyı seslendirdiler. Mimar Sinan’ın ilk defa Mihrimah Sultan Cami’sinde kullandığı yarım kubbe, minber ve mukarnaslı mihrap klasik mimariyi yansıtan özellikleriyle önemli detaylar olarak akıllarda yer etti.


Mihrimah adının Farsça’da “Ay ve Güneş” anlamına gelmesi, Mihrimah Sultan’ın doğum gününün 21 Mart olması ve Edirnekapı Cami’nin tek minaresi arasında güneş batarken, Üsküdar’daki caminin ardından ayın doğması Mimar Sinan’ın işini büyük ustalıkla ve sevgiyle yaptığının kanıtı. Cami ile ilgili diğer önemli detay ise Batı duvarının dış yüzeyinde mermer levha halinde bulunan güneş saatiydi. İlk mekanın sloganı “Sevdadır Üsküdar” olarak belirlendi. Bu enfes buluşma Aşiyan Kafe’nin terasında Mihrimah Sultan Cami’sine nazır bir masada özel Osmanlı kahveleri ve şerbetleri eşliğinde devam etti. Sohbet esnasında Mimar Sinan’ın Mihrimah Sultan’a yazmış olduğu şiir okundu, bol bol fotoğraf çekildi.


Sohbette ayrıca İskele Meydanı’nda bulunan Lale Devri’nin anıtsal meydan çeşmelerinden olan III. Ahmet Çeşmesi’nin hikayesi anlatıldı. III. Ahmet ve Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın hazırladıkları kitabe, dönemin ünlü şairlerinden Nedim’in beyitleri ve lale motifli süslemeler, bu eserin öne çıkan detayları olarak aktarıldı. Gezi grubu, daha sonra Tarihi Kanaat Lokantası’nın önünden geçerek Balıkçılar Çarşısı’na uğradı. Osmanlı’dan günümüze ulaşan, içerisinde farklı esnafların olduğu mekan adeta bir açıkhava müzesi niteliğinde.


Katılımcılar gezinin ikinci durağı olarak Valide-i Cedid’e geçiş yaptı. Bu caminin sloganı “Hızır ve Huzur” idi. Kuşlar huzurun bol olduğu yere gelirler, Üsküdar oldukça huzurlu bir bölgedir. Hz. Hızır’ın sabah namazından sonra burada görüldüğü ve namaz kıldığına inanılıyor; bu Hünkar mahfilini özel kılan detaylardan biri. “Edrikni ya Hızır” (Beni idrak et, bana da görün!) yazısı dikkat çekiyordu. Gezide, Gülnuş Valide Sultan ve külliyenin parçalarıyla ilgili bilgiler de verildi. Dikkat çeken bölümlerinden biri türbesiydi. Sekizgen planlı türbede dualar yazılıydı, baş ve ayak ucunda gösterişli istiridye kabuğu şeklinde mezar taşları ve çiçek desenli vazolu kabartmalar göze çarpıyordu.


Geniş bir alanı kapsayan cami, klasik geleneklere bağlı yapılmış olmasına rağmen Rokoko’nun ilk örneklerini taşımakta. Eser, mihrap ve minberi başarılı bir işçiliğin parçası olup, kuş evleriyle ve koyu mavi çinileriyle ünlüdür. Dikkatleri çeken bir başka detay, cami iç avlusunda bulunan şadırvandı. Sekiz yüzlü, her köşesinde mermerler bulunan, kuşlar için bölmeleri ve vazo içi çiçek kabartmaları bulunan bu şadırvan oldukça etkileyiciydi. Kuşlar bütün detaylarda düşünülmüş. Gülnuş Valide Sultan’ın eserini tamamlamak için çeyizinden parçalar sattığını, bunun üzerine çok üzülen oğlunun cami içine “Cennet anaların ayakları altındadır” yazılı levha astırdığını öğrenen katılımcılar duygu dolu anlar yaşadı.


Hafızalarda yer edinen diğer şaşırtıcı bilgi ise mihrabın yanında bulunan Kabe örtüsünün çalınmış olmasıydı! Gezi ekibi, sonrasında ise caminin “Uncular Kapısı”ndan çıkarak önemli ticaret noktalarından olan Uncular Caddesi’ni takip ederek Fatih Mahkemesi’ne ulaştı. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde bahsettiği, Fatih Sultan Mehmet, Kadı ve Rum Mimar Sinan Atik arasında geçen yargılama olayı rehber Selin Mordeniz’in anlattığı hikaye eşliğinde dinlendi.


Ve nihayet gezinin üçüncü ve son durağı olan Üsküdar Antikacılar Çarşısı’na varıldı. Bu mekan için belirlenen slogan ise “Zamanın Ruhu” oldu. Kaybolmayan ruhu ve değerini kaybetmemesi, Üsküdar’ın önemli özelliklerindendir. Yaklaşık 100 yıldır Üsküdar’ın çevresinde bulunan antikacılar artık han içerisindeydiler. İçeride adeta zamanda yolculuk yaparak eserleri detaylı inceleme imkanı bulan katılımcılar, dükkanlarda yer alan objeler ve tablolar ile tarihin izini sürdüler.


Geziye katılan Üsküdarlılar, ayrıca antikacılıkla uğraşan Celal Bey’den bu mesleğe dair bilgiler edinme imkanı buldular. Gezinin kapanışı için kısa süre önce Üsküdar’da açılan İyilik Dükkanı’na doğru yola çıkıldı. Yeni slogan ise “İyilik Özündedir” olarak belirlendi. Tasarımcıların elinden çıkan ürünler, çantalar, objeler, kıyafetler yakından incelendi ve tanıtıldı. Katılımcılara, burada satılan ürünlerin tamamen sosyal sorumluluk ve iyilik için kullanıldığı aktarıldı. Program, güzel paylaşımlar, iyilik dolu fikirler ve yeni dostluklarla sona erdi.